Evlerin iş yerine dönüşümü ve işletmelerde çalışan yaklaşımı [Analiz]

Evlerin iş yerine dönüşümü ve işletmelerde çalışan yaklaşımı [Analiz]

Kendimi övmeyi pek sevmem ama bu başlık bence fena olmadı… Havalı üniversite tez konuları gibi değil mi? Bana sorarsanız ilerleyen dönemlerde çokça araştırılacak, tezlere konu olacak bir süreçteyiz.
Birçok işletme için ofislere dönüş eğilimi söz konusu, ancak ertelemeleri tercih eden organizasyonların sayısı da azımsanmayacak ölçüde. Burada neden bazı firmaların uzaktan çalışmayı ısrarla tercih ettiğini detaylı olarak anlatabilirim, ancak sizi çok da sıkmadan kısa bir özet geçeceğim.

Öncelikle birçok işletmede maaşlar evde çalışıldığında ortalama yüzde 50 daha az ödeniyor. Dahası devlet teşvikleri ile maaşların kesilmiş kısımının önemli bölümü ‘bedavaya’ getiriliyor. Bu nedenle başta medya yayınları olmak üzere birçok işletme evden ‘kalabildiği kadar’ kalacak gibi.

Bu arada evden çalışmayı insan haklarına uygun şekilde yani ‘hakkıyla’ sürdüren işletmeler de yok değil. Dediğim gibi hepsinde değil ‘birçok işletmede’ bahsettiğim bu durum yaşanıyor.

Konumuza dönelim. Uzaktan çalışma, manipüle ve korku odaklı işletmeler açısından gördüğüm kadarıyla paldur küldür bir süreç halinde ele alındı. Çalışanların evlerinde bir ofis masası ve rahat bir koltuğununun var olup olmadığı sorunsalını geçtim, iyi bir bilgisayara sahip olduğunun tesisi bile doğru dürüst sağlanamadı.

Birçok çalışan eşinden dostundan notebook tedarik etmek durumunda kaldı. Şaka değil, bizzat şahidim.

Bunlar az bilinen, pek konuşulmayan konular ama işletmelere yapılan ‘bilgisayarım iyi durumda değil, bana bir şeyler gönderin’ mailleri de genellikle ‘sen halledersin, birinden bul’ minvalinde yanıtlarla karşılandı.
Açıkçası konforsuz, vasat süreçler, türlü açmazlarla birlikte işlendi.

‘Kurnaz’ işletmeler, süreci bırakın zarar etmeyi, aynı iş gücünü çok daha düşük ücretlerle karşılayarak bir çeşit karlılık esasına dönüştürdüler. Üstelik ‘ilerde ne olacağımız belirsiz arkadaşlar’ tipi korku politikalarını yaymayı da ihmal etmediler. Buradaki amaç da yeterince kontrol altında bulunmayan iş süreçlerinden maksimum verim ya da sonuç elde etmekti.

İşin üzücü tarafı yukarıdaki karanlık enstanteneler sadece düşük profilde değil, orta ölçekli -kurumsal- işletmelerde de görüldü. Konunun yüksek profilli işletmeleri ise sürprize izin vemeyerek nispeten daha naif yaklaşımlar izlemeyi tercih ettiler. Prestij ve marka kimliğini başarıyla korudular. Üst profilde maaş kesintileri yaşandı mı, açıkçası bu sorunun yanıtından tam olarak emin değilim.

İyi taraf

İyi tarafa da bakmak lazım… Kendinden beklenmeyecek seviyede ‘iyi’ notlar alan zıpır öğrenci gibi çok sayıda işletmenin beklentinin üzerinde ‘profesyonel’ davrandığına tanıklık ettik. Evlere ofis masaları, sandalyeler, ofis malzemeleri ve notebook gönderen işletmeler azımsanmayacak kadar fazlaydı.
Kahve makinesi gönderen şirket bile duydum.
Bunlar yüzümüzü güldürdü, ancak şunu net olarak belirtebilirim ki süreç, genel itibarıyla çalışanların büyük kesimin için dramatik halde ve daha da kötüsü gelecek de iyi görünmüyor. İlerisini göremeyen, yarıya indirilmiş maaşları ile ekstra gayret göstermeye kendini adayan sayısız kişi var. Ben bunlara fırsatçılara kurban gitmiş mağdurlar diyorum. Kamu kurumlarının burada üzerlerine düşen görevleri üstlenmesi ve çalışan haklarına yönelik sorunları ele almaları gerektiğine inanıyorum. Umarım, sürecin kalan kısmı gerçek bir normalleşme halini alır ve çalışan mağduriyetleri de giderilir.

YORUM

Yorumlar 0