Freud 1. sezon eleştirisi

Freud 1. sezon eleştirisi

Beni tanıyanlar bilir, sevdiğim film ve dizilerle ilgili yazmayı severim. Vikings, Bozkır, Mr. Robot, El Camino, Stranger Things, Silicon Valley, GoT, Sense8… 2020’nin sanırım ilk ‘sevdiğim dizisi’, biraz da konuya ilgi duyduğumdan olsa gerek Freud oldu.

Netflix’te yayınlanan ve bir anda en çok izlenen diziler arasında kendisine yer bulan Freud, tarihin gördüğü en etkili nörologlardan. Psikanalitik kuramının öncüsü. 1856-1939 yılları arasında yaşadı. Avusturyalı bir Yahudi.

Netflix’in konu ettiği dizinin çekimlerinin 2018 sonbaharında başladığı biliniyordu. 1,5 yıl sonra yayınlanan yapım Freud, çalıştığı klinik, hipnoz tekniği, oldukça gizemli bir dizi cinayet eşliğinde başlıyor. 4’üncü bölüme kadar gerilim öğelerini sınırlı düzeyde tutup daha çok terapi, yöntem, ilişkiler ekseninde ilerliyor. Gizemli cinayetlerle ilgili kurguda iyi polis-kötü polis konusu da var. Freud’la bir araya gelen bir grup iyi adam, şehirdeki bazı karanlık olayları çözmeye çalışıyor.

Öte yandan Freud’un kişiliği, inancı, tepkileri, zaafları üzerinde durularak aslında detaylı bir konu örgüsü ilmik ilmik ele alınıyor. 4’üncü bölüm ise bir milat adeta. Sonlarından itibaren başlayıp 5’inci bölümle iyiden iyiye kendini hissettiren değişim hızlı ve sarsıcı oluyor. Dizinin konusu fantastik tarafa geçiş yapıyor bir anda.

Freud 1. sezon bir nevi iki bölüme ayrılmış… Kanlar, kaos, çocuklar, büyükler, bıçaklar, silahlar, geleceği görmeler, ağızdan çıkan iğrenç köpükler, tamamen aykırı cinsellik, bel üstü çekimler ya da sanatsal açılar dururken fütursuzca ekrana yansıtılan cinsel organlar, rüyalar, büyüler, dokununca değişen ve istediğinizi yapan insanlar öne çıkıyor. Avusturya İmparatorunun veliahdının yatak sahnesi gerçek anlamda sınırların çok ötesinde. Bazıları için gerçekten can sıkıcı olabilir.

Diziye dönersek Freud’un her yeri saran sorunları çözüş şekli gittikçe karmaşıklaşırken dizi sıkıcı ve fazlasıyla ‘zorlama’ bir evreye giriyor. Netflix genel anlamda fantastik olmayan her şeyi ‘klişe’ buluyor olmalı.

Konusu ise Avusturya İmparatorluğu’ndan ayrılmasını tutkuyla isteyen, gizemli güçlerle donatılmış iki Macar ve küçükken buldukları bir kız etrafında dönüyor artık. Bunlar spoiler değil bu arada, dizinin açıklamasında da geçiyor…

Veda zamanı

Sonlara doğru gerçek anlamda bir veda ortaya çıkıyor. Tüm düğümlerin çözüldüğü, genel itibarıyla iyilerin kazandığı serüvenin finalini yaşıyoruz. Dizi, size fark ettirmeden birçok karakterin ölümü de sunuyor. Çok ilginç bir nokta ama dizideki karakterlerin büyük kısmı akış içerisinde öldürülüyor. Ancak dizi o kadar iyi şekilde sizi Freud’a kanalize ediyor ki tepkisiz kalıyorsunuz. Şaşırmıyorsunuz onca ölüme. Etkisini yitiriyor. Bu durumu karakterlerle en ufağından bir bağ kuramamanın sonucu olarak da ele alabiliriz aslında.

Bu arada Freud Netflix tarafındaki ilk Avusturya dizisi. Ayrıca dilinin Almanca olması da oldukça farklı bir deneyimi beraberinde getiriyor. Almanca’nın ne kadar kaba bir dil olduğunu uzun saatler boyunca deneyimliyorsunuz.

En nihayetinde önemli bir tarihsel karakter olan bilim insanı Sigmund Freud’u konu eden Netflix fantastik dizisinin sınıfı geçtiğini söyleyebilirim.

Netflix Freud 2. sezon gelir mi sorusunun sorulması bile gereksiz. Hiç şüpheniz olmasın…

YORUM

Yorumlar 0