Keloğlan (2018) film eleştirisi

Keloğlan (2018) film eleştirisi
Audi ‘Ay Görevi’ için Geri Sayıma Başladı

Türk sinema tarihinin kült karakterlerinden biri olan Keloğlan’ı, uzun yıllar sonra, 2018’de vizyonda görmek kesinlikle heyecan vericiydi. Filmi vizyon tarihinden 3 gün önceki basın lansmanında izleme imkanı buldum.

Davetlilerin büyük kısmı, bir çocuk filmi ön gösterimi karakteristiği olarak çocuklarıyla gelmişti. Zira bu durum, miniklerin filmi izlerken duydukları heyecanı gözlemleme anlamı da taşıyordu.

Film onları, ‘aa dondurma ağacı’, ‘şuna bak eşek arabaya dönüştü’ gibi sesli olarak hayretlerini aktardıkları, bolca güldükleri anlarla karşımıza çıkardı.

Özetle sinema deneyiminde neşeli bir ortam garanti, çünkü çocuklar gerçekten eğleniyor…

Filmin detaylarına geldiğimizde bütçeyle orantılı bir animasyon işi söz konusu. Bu konuda beklentileri çok yüksek tutmakta ısrarcı kimselerin animasyon süreçlerindeki maliyetlerden haberdar olmadıklarını söylemem gerekiyor.

En nihayetinde tatmin edici görsel efektler, animasyon karakter çizimleri, vb. söz konusu.

Çoğu sinema yapımının birkaç ayda tamamlandığı düşünüldüğünde post sürecinin 1 yıl sürdüğü de aldığım bilgiler arasında.

Filmde çok sayıda mekan kullanılıyor. Diğer birçok çocuk filmi gibi 4-5 mekandan biten bir yapım söz konusu değil, yaklaşık 40 farklı mekan kullanılmış. Ayrıca bu mekanlar arasında mistik, izleme sırasında ilgiyi taze tutan yerler çoğunlukta.

Konuya geldiğimizde çok temel bir mesaj üzerinde, iyi ve kötü karakterlerin, düşüncelerin karşı karşıya getirilmesi üzerinde durulduğunu görüyoruz…
Spoiler’a girmeyeceğim…

Film, başarılı seslendirmeleriyle de dikkat çekiyor.

Konu, çocuklara yönelik olduğu için karmaşadan uzak şekilde ele alınıyor. Zaman zaman temponun arttığı Keloğlan’da, genel itibarıyla sıra-sıra ve net bir akış üzerinde duruluyor.

Oyuncuların performansı başarılı. Yönetmen Süleyman Mert Özdemir‘in sahneleri işleyiş tarzı gayet iyi. Kendisi, daha önce aksiyon ve dram türlerinde filmler çekmiş, Keloğlan ise ilk yarı-animasyonlu çocuk filmi. Bu zorlu türün üstesinden başarıyla geldiğini belirtmem gerekiyor.

Teknik bir detay olarak filmin renklerinin de muazzam seviyede olduğunun altını çizmemiz lazım. Edindiğim bilgilere göre renklerle ilgili olarak günlerce çalışılmış. Ortaya çıkan harika renklerin nedeninin ‘özen’ olduğu açık.

Öte yandan bir filmin akıcı olmasına duyulan gereksinimi kesinlikle karşılıyor. 80 dakikalık filmden ‘ne çabuk bitti’ diyerek ayrılıyorsunuz.

Başarılı yönetmen Süleyman Mert Özdemir, Keloğlan ile kariyerinde ilk kez bir yarı-animasyon çocuk filmine imza attı.

Keloğlan‘ın eşeğinin arabaya dönüşmesi gibi anları çocuklar hayretle, kahkahalarla karşılıyor. Aslında bu tür masalsı öğelerin sinemada çok az konu edildiğini unutmamak, bakış açısını buna göre ele almak önemli. Filmde çocukların eğleneceği çok sayıda sahne var. Üstelik akış içinde dengeli bir şekilde geçen diyaloglar, Keloğlan ve sempatik aşk hikayesi de çocukları eğlendiriyor. En önemli özelliği ise mesaj içermesi; çocuklara hayvan ve doğa sevgisinin başarıyla aşılanması sağlanıyor.

Genel itibarıyla filmin ‘çocuklar için’ olduğunu vurgulamak gerekli. Sıfır-küfür, sıfır-argo… Stressiz, keyifli…
Ebeveynler, abiler, ablalar, dedeler yanlarında 4-5 yaşından itibaren çocuklarla Keloğlan’ı gönül rahatlığıyla izleyebilir.

YORUM

Yorumlar 0