Suicide Squad Ne Kadar İyi, Ne Kadar Kötü? – Spoilersız Eleştiri

Suicide Squad Ne Kadar İyi, Ne Kadar Kötü? – Spoilersız Eleştiri

Paylaş:

Suicide Squad 12 Ağustos'ta ülkemizde vizyona girdi. Filmin iyi ve kötü yanlarını değerlendirdik. Bakalım söyledikleri kadar kötü müymüş?

Suicide Squad 12 Ağustos’ta ülkemizde vizyona girdi. Film gerek DC evreninin bir parçası olmasından, gerekse fragmanlarından sinema severler tarafından büyük bir heyecanla bekleniyordu. Film daha çıkmadan gelen eleştirmen yorumları beklentileri oldukça düşürse de birçok kişi filmin bu kadar kötü eleştirileri hak etmediğini düşünüyor, ben de bunlardan biriyim. Bu konuyla ilgili film çıkmadan önce sitemizde paylaştığımız yazıyı okuyabilirsiniz.

Suicide Squad yerden yere vuruluyor, peki ama neden?

Suicide Squad’ın eleştirildiği kadar kötü bir film olmadığı bir gerçek. Rotten Tomatoes‘da Thor 2 %66 gibi bir skora sahipken bu filmin %30’u geçememesi saçmalık. Tıpkı Batman v Superman’de olduğu gibi filme yönelik anormal bir kötüleme var. Peki bu filmin çok iyi olduğu anlamına mı geliyor? Hayır.

ssmembersSuicide Squad ilk yarıda inanılmaz eğlendiren, ikinci yarıda ise seyirciyi klişe bombardımanına tutan bir film. Karakterler çok iyi aktarılmış, oyunculuklar harika ama kimi yerlede yapılan montaj saçmalıkları ve son 30dk ciddi manada sıkıntılı.

Kısaca filmin nasıl olduğunu söyledikten sonra birkaç detaya değinelim.

Oyunculuklar

Elbetteki film çıkmadan önce performansı en merak edilen oyuncu Harley Quinn‘i canlandıran Margot Robbie‘ydi. Filmin pazarlanmasında da oldukça ön plana çıkarılan Robbie muazzam bir performans sergilemiş. Filmde tam da olması gerektiği gibi bir Harley Quinn izledik. Margot Robbie’nin uzun yıllar akıllardan çıkmayacak bu Harley Quinn performansı ileride solo bir filmle taçlandırılabilir.

Bir nevi başrol görevini üstlenen Will Smith ise bildiğimiz gibi. Üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getirmiş, ne eksik ne fazla. Deadshot karakterini canlandırırken oldukça keyif aldığını hissedebiliyorsunuz.

harleyquinnanddeadshotÖn plana çıkan oyunculuklardan biri daha ise Amanda Waller‘ı canlandıran Viola Davis. En çok hoşuma giden noktalardan birisi çizgi romanlarda ‘badass’ diye tabir ettiğimiz Amanda Waller’ın birebir beyaz perdeye taşınmış olmasıydı ki Viola Davis bu işin üstesinden fazlasıyla gelmiş. Onu daha fazla DC projesinde görmek isteriz.

Filmde Margot Robbie ve Will Smith’in dışında nasıl bir performans sergileyeceği oldukça merak konusu olan bir oyuncu daha vardı: Joker‘ı canlandıran Jared Leto. Aslına bakarsanız Joker bir Suicide Squad üyesi değil. Dolayısıyla filmde çok fazla görmememiz normal olarak karşılanabilirdi. Ancak gerek film afişlerinde gerekse posterlerde Joker o kadar ön plana çıkarıldı ki haliyle seyircide bir beklenti oluştu. Ne yazık ki Jared Leto’nun süresi filmde oldukça az. Dolayısıyla performansı hakkında adam akıllı bir yorumda bulunmak zor. Bana kalırsa Leto, Joker rolüne fazlasıyla girmiş. Ancak birçok sahnesi kesilmiş bir oyuncunun 5-10 dakikalık performansıyla Heath Ledger’ın Joker performansını karşılaştırmak haksızlık olur.

jaredletojokerBu 4 oyuncu dışında diğer performanslarda da göze batan bir sıkıntı yok, hepsi üzerine düşeni yerine getirmiş. Yine de Cara Delevingne’in performansı tartışmaya açık.

Hikaye

Suicide Squad ilk olarak 1959 yılında The Brave and The Bold’un 25’inci sayısında ortaya çıkmış. Modern tarihte ise 1987 yılında Legends’ın 3. sayısında tekrar okuyucuyla buluşmuş. Yani ortada hemencecik uydurulmuş altı boş bir hikaye yok. Çizgi roman evreninde Suicide Squad yıllardır bilinen ve okunan bir hikaye. Bu sözüm hikayenin temeline ‘uyduruk’ diyen eleştirmenlere yönelikti.

Filmin hikaye gidişatında ise bazı sorunlar var. Bu sorunların en bariz biçimde göze çarpanı kesilmiş sahneler. Evet birçok filmde birçok sahnenin kesildiğini biliyoruz, ancak bu bariz biçimde izleyicinin farkedeceği şekilde olmamalı. Suicide Squad bunu pek başaramıyor. Fragmanlarda gözümüze sokulan sahnelerin kesilmesinde de bunun etkisi büyük. Eğer karakterlere ve hikayeye yabancıysanız zaman zaman olaylar sizin için karmaşıklaşabiliyor.

skwadDiğer bir sorun ise yukarıda da dile getirdiğim son 30 dakika. Filmin ilk yarısı bittikten sonra yanınızdaki arkadaşınıza dönüp gönül rahatlığıyla ‘eleştirdikleri kadar kötü değil’ diyebiliyorsunuz ama ikinci yarıda zaman zaman eleştirmenlere hak verdiğiniz oluyor. İkinci yarıdaki bazı sahneler o kadar klişe ki Hollywood’da daha önce aynı sahneyi 80 kez falan görmüşüzdür herhalde. Abartılı yavaş çekimler, karakterlerin asla olmadığı gibi biri davranması, filmin havasına uymayan gereksiz diyaloglar vs. gibi şeyler beni oldukça rahatsız etti. Filmin kötüsünün klasik ‘mass destruction’ havasından öteye gidememesi ve filmde aslında kötü olan karakterlerin zaman zaman bize sevdirilmeye zorlanması da oldukça tadımı kaçırdı. Yine de filmin ilk 1 saatini falan aklıma getirip moralimi düzeltebiliyorum.

Diğer rahatsız edici ufak noktalar:

  • Joker ve diğer karakterlere fazla süre verilmemesi.
  • Kötü karakterlerin anlamsız üzüntüleri, tripleri.
  • Bazı karakterlerin dış kapının dış mandalı gibi durması.
  • Akılda kalıcı bir aksiyon sekansı olmaması.
  • Ekip üyeleri arasında zaman zaman gelişen anlamsız ilişkiler.

Müzikler

Muhteşem. Neler yok ki? House of the Rising Sun‘dan Bohemian Rhapsody‘ye, Without Me‘den filmin exclusive müziği Heathens‘a kadar tüm müzikler harika kulanılmış. Özellikle filmin başlarında müzik kullanılmayan çok az bir kısım var. Suicide Squad’ın soundtrack listesi beni oldukça memnun etti.

Sonuç

Suicide Squad genel anlamda izlemesi çok eğlenceli bir film. Müzikleri, oyunculukları ve aksiyon sahneleriyle gayet keyifli vakit geçireceğinize eminim, ancak yukarıda da belirttiğim gibi son kısımları biraz can sıkabiliyor. Filmin mevcut DC sinematik evrenine ise çok fazla bir etkisi yok. Yine de ufak tefek göndermeler ve mid-credits sahnesiyle evrenin bir parçası olduğunu hissediyorsunuz.

Benim filme puanım 6,8/10

Yazar: Tahsin Özyer

YORUM

Yorumlar 0